Asemptomatik koroner arter hastalarından yüksek riskli olanlarını ayırmak ve bu yolla agresif risk düşürücü tedavinin kimlere verilmesi gerektiğini saptamak, birincil korunmanın en önemli sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Bu makalede; kullanılan karotid-intima media kalınlığı (İMT), Doppler steteskopla bakılan ayak bileği-kol indeksi, koroner arter kalsiyum skoru, mekanik veya Doppler’le kaydedilen aortik “pulse wave velocity (PWV)” gibi tetkiklerin karşılaştırmalı bir analizi yapılmıştır [1].
Paroksismal Atriyal Fibrilasyonlu Hastaları Antikoagüle Etmeme Alışkanlığımızı Terk Etme Zamanı Geldi mi?
“Euro Heart Survey” atriyal fibrilasyon programı ile ilgili neticeler kısa süre önce yayınlandı. Paroksismal atriyal fibrilasyonun da diğer atriyal fibrilasyon türlerine yakın inme riski taşıdığına dair sonuçlar, günlük klinik pratiğimizi de değiştirmeli.
Nikotinamid N Metil Transferaz Polimorfizmi, İlaç Etkileşimi ve Dengesiz Beslenme Konjenital Kalp Hastalıklarının Görülme Sıklığını Artırıyor!
Nikotinamid N metil transferaz polimorfizmi ve beslenme bozukluğu konjenital kalp hastalığı için risk oluşturuyor
Gebelik sırasında nikotinamid alınımının yetersiz olması, nikotinamid N-metil transferaz polimorfizmi ve ilaç etkileşimi konjenital kalp hastalıgı riskini artırmaktadır.
Tip 2 Diyabet Hastalarına Kardiyovasküler Riski Azaltmak İçin Zengin Flavanol İçerikli Kakao Tavsiye Edelim mi?
Bu çalışma Tip 2 şeker hastaları tarafından flavanol içeren kakaonun düzenli olarak tüketilmesinden sonra endotel işlevindeki iyileşmeleri açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca, flavanol içeren diyetlerin potansiyelini vurgulamakta ve şeker hastalarındaki kardiyovasküler olayların riskini azaltacak potansiyel bir sağlık hizmeti sağladığının altını çizmektedir.
Yaşlı Akut Koroner Sendrom Hastalarında Düşük Molekül Ağırlıklı Heparinleri mi, Unfraksiyone Heparini mi Kullanmalıyız?
“SINERGY” çalışmasının alt grup analizinde yaşlı akut koroner sendrom hastalarında, enoksoparin ve unfraksiyone heparinin etkinliği ve güvenilirliği araştırıldı [1].
İlaç salınımlı ve çıplak metal stentlerin karşılaştırılması
Off-label endikasyonla rutin İSS kullanımı, 2 yıl sonunda ÇMS kullanılan benzer hasta grubuna kıyasla daha düşük oranlarda non-fatal Mİ ve ölüm riski taşımaktadır [1].
Ciddi asemptomatik aort darlığında seçilmiş hastalarda erken kapak replasmanı ileride hastanın karşılaşabileceği birçok riskte azalma ile birliktedir. Kılavuzlarda asemptomatik hastalar için erken cerrahi önerileri henüz kanıt düzeyi-C seviyesindedir. Hangi asemptomatik hastalarda öncelikli cerrahi tedavi düşünelim? “European Heart Journal” Haziran ayında yayınlanan bir makaleden yola çıkarak bu sorunun cevaplarını özetlemeye çalıştık.
Akut Kalp Yetmezliğinde Yatak Başı Risk Sınıflandırması
Akut kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye yatırılan hastalar hastaneye kabul sırasındaki karakteristikleri, komorbiditeleri, vital bulguları ve laboratuar bulgularına dayanılarak mortalite açısından düşük-orta-yüksek riskli olarak sınıflandırılabilir.
Kan Şekeri Kontrolü Kardiovasküler Hastalıkları Önlüyor mu?
Major kardiovasküler olaylarla kan şekerleri ve HbA1c değerleri arasındaki ilişki değişik çalışmalarda gösterilmiştir. Diyabetes mellitüs (DM)’ün kan şekeri regülasyonunun kardiovasküler olaylarla ilgisini daha yakından incelemek için yapılan “Action in Diabetes and vasculer disease: preterax and diamicron modified release controlled evaluaton (ADVANCE) ve The Action to control cardiovaskuler risk in diabetes (ACCORD)” çalışmaları diyabetli hastalarda yoğun kan şekeri tedavisi ile standart kan şekeri tedavisinin kardiovasküler olaylar üzerindeki etkileri prospektif olarak karşılaştırılmıştır. Bu çalışmalarda yoğun tedavi ile standart tedavi grupları arasında kardiovasküler olaylardan ölüm gibi primer son noktalar arasında fark bulunmadı. ADVANCE çalışmasında yoğun tedavi grubunda major mikrovasküler olaylar anlamlı baskılandı, nefropati gelişimi anlamlı olarak daha az gelişti.